1/4/2007 - Sancılı Aşk Sarayı

Sancılı Aşk Sarayı
Bir yıldız daha kaydı geceden sabaha. Gördün mü?Dilek tuttu ant içmiş yalnız ortaklar...
Kalp ağrısı vardı yaradana emanet. Kaç hayal daha aslıydı sonsuz boşlukta? Ve “asıl hayal” kaç sonsuzlukta, ayrı iki noktayken birleşirdi... Aynı meridyene çarptı: Farklı kalplerden çıkan aynı serzenişler... Basitti, anlaşılması, güç değildi...“Gitme” demek, gidene canını teslim etmekti...
Dokun tenime...
Ellerin değsin bir acizin yüzüme. Neden bir damla kan az gelsin sevdama? Sevgi çok da, neden az gelsin, bu gizli yara, sevdama...
Dokun tenime...
Kaçma benden adım adım. Şahit tutulsun adımlarım. Kaç hayalin daha kamburu olacaksın.Yar acımaz mısın?
Dokun tenime...
Uzaklaşma benden “yalvarırım”. Sen gidince daha çok yalnızım.Sensizlikten sıkıldım, varlığınla yakmaz mısın?
Dokun tenime...
Yar söyletme ismini. Korkuyorum ismindeki tek bir sessiz harften...Gitme “n’olur gitme” demeye varmıyor dilim... Ama bu kez gitme...Yüreğine dokunayım n’olur gitme.Özlüyorum desem... Seviyorum desem... Yine gider misin aldırış etmeden... Yar gitme, ne olur gitme...
Dokun tenime...
Acıt yaramı, kanat dilediğince, sonra sıcaklığınla sar beni...Kaçışında ki ayrılık, yüzündeki aydınlık olayım “sar beni”...Gitme yalvarırım, “gitme”...
“daha az kanarım geldiğin kadar gidersen, ki bir gün gideceksin bende kaldığını bilmeden” (*)
Sen gidersen bu şehrin sevda yokuşlarını kendi ellerimle yakarım... Firar ederim “Sancılı Aşk Sarayı”ndan... Hazır değilim; yalnızlığına bulanmaya hazır değilim daha... Kalbimi küçük bir kızda unuttum, oynar durur canım yanar, etim savrulur... Hazır değilim bu kez, “N’olur gitme” desem... Ya da beni de al desem... Sesim çıkmaz yüreğinin kuytusuna göm beni “ölüm kadar sessiz”im desem...
Gider misin?
Kan akıtıp yüreğime , gider misin?
nisan iki bin yedi
gülay sağlıcak
(*) kahraman tazeoğlu
|