KEŞKE OYUNLAR OYNAMASAYDIK

KEŞKE OYUNLAR OYNAMASAYDIK

 

Gizli yaralar saklanmaktan vazgeçerler bir gün...

Ahhh hiç çocuk olmasaydık...
Saklambaç oynayamaz artık çocuklar...
Belki de biz hiç oyunlar oynamamalıydık. Belki de hiç çocuk olmamalıydık...
Çocuk olamasaydık yalan uykulara dalmazdı gözlerimiz.
Topumuzu patlatmazdı ak saçlı dede...
Tam da en neşeli çığlıkta susturmazlardı bizi...
Annemiz bizi oyunun en tatlı yerinde eve çağırmazdı, biz üzgün ayrılmazdık hiçbir oyundan...
İp atlarken, komşu teyze bize kızmazdı: "Ses yapmayın... çocuk uyuyor ..." diye...
-Biz de çocuktuk ve büyümeye bu kadar hevesliyken, sesimiz kısılmamalıydı belki...-
Çocuk olmasaydık o kötü çocuk çelme takmazdı ayağımıza , geçmişimiz de bir yara izi olmazdı o zaman...
Bir ağacın dalını kırmazdık dalda beyhude sallanan bir incir için. Canımız çekmezdi ki çocuk olmasaydık.
Çocuk olmasaydık bir bacağımız avluda asılı kalmazdı hiç...
Yüreklerimiz saf olmazdı bu kadar , kanmazdık öyle bir çubuklu şekere...
Bisikletten düşmezdik o zaman , dizimiz kanamazdı , bisikletimizin tekeri patlamazdı...Eseflenmezdik öyle, bir bisiklet tekerine...

...

Çocuk olmasaydık düşlere gebe kalamazdık...
Ama çocuk olmasaydık düştüğümüzde kalkmayı öğrenemezdik...
İnatla hayallerimizin iplerine asılıp yolculuklara çıkamazdık...
Bize öğretemezdi o zaman kimse bir ana şevkatini...
Büyümek için sıraya giremezdik o zaman...
Yaralarımız o günden bu yana var...
Ama çocuk olamasaydık, yaraların kabuk bağlayacağından da haberimiz olmazdı...
Şimdi çocuk olsaydık da kapansaydı annemiz öpünce yaralarımız...
Şimdi yaralarımız gün geçtikçe derinleşiyor...Kabuk bağlamasına fırsat verilmiyor ki hiçbir yaranın... Herkes aynı yerden kurcalıyor o yarayı... Ve tarifi, telafisi imkansız bir yara açılıyor...
Çelik çomak oynuyor her gün binlercesi, canımız acıyor.
Çocuk olsaydık daha temiz severdik. Kirli sevdaların üzerini bi güzel örterdik... Saf kalbimizle kimsenin tarif edemeyeceği hatta arzu edemeyeceği kadar büyük severdik.
Biz çocuk olurduk da yüreğimiz hep büyük olurdu.
Yolculuklardan korkmazdık. Gözümüz kapalı atlayabilirdik en derin sulara...
Dilimizin ucuna gelen her şey düşünmemize imkan tanımazdı...
Kekeme düşlerimiz olmazdı o zaman...
Bir bacağı kısa kalmazdı hiç bir hayalin...

...

Ben küçükken gökyüzü daha maviydi...
Ağaçlar daha bi yeşil...
Dağlar daha küçüktü sanki...
Uçurtmalar vardı kocaman semada, ufacık kalan...Fakat "Ben de varım."diyen uçurtmalar...
Yürekler okyanus dolusu sevgiyle doluydu. Deniz daha bi denizdi, daha bi berraktı...
Çiçekler daha bi çiçek... Hanımeli daha bi hanımeliydi... Zambak daha bi zambak...
Gül daha bi "gü"ldü... Bülbül daha bi pervaneydi "gül"e...

Biz mi büyüdük hayallerimiz mi küçüldü?
Biz mi sınırsızız sevgiler mi sınırlı?
Bu siyah bulutta nerden çıktı? Gitmedi günlerdir...
Kim sakladı yıldızları? Gökyüzü neden bu kadar yalnız?

Belki de hiç oyunlar oynamamalıydık ya da hiç büyümemeliydik...
Her canımız yandığında ağlamaktan vazgeçebilirdik o zaman "büyüyünce geçebilir" ihtimaline karşı...


Gülay SAĞLICAK
11.09.06

Yorum Yaz