15/10/2008 - İnsanlık Hali

Ben kara bir lekeyim. Ucu açık kurşun kalemlerle büyüyor kimliğim… Bazen, Tahta merdivenlerle tırmanıp çatıya, “içim”i Yere bırakmak istiyorum. Parçalanışında “içim” Bu kez acı çekmeden, Titremeden ellerim, Hani yabancı birinin içiymiş parçalanan ve ben herhangi biriymişim oradan tesadüfen geçen, bulunduğum yere nezaketen “üzüldüm” demeye gelmişim de, çekilip şöyle bir köşeye, tahta sandalyede, ağzımdan çıkan sensizlikle, tırmandığım merdiven basamaklarını “içim”e boyamak istemişim. Bana ağır yaralar, kalıplaşmış yasalar, inkar edilmiş yalnızlıklar, yüklemeyin… Giderek büyüyor kamburum… Yıllar evvel bir gün, eski bir kütüphane yangınında el değmemiş bir kitap rafında, “unutulmuş satır araları”nda yakılmıştı içim… Susarak biriktirdiklerim sarsılarak bedenimi esir alırken, geciktiğim onca şey varken, kendime yetemiyorken ve kendimi yeterince yıpratabiliyorken, belki de son kez, “bu kez son” diyerek; göçüyorum içimden h/içime... “Zamanı var” diyorum… Zaman/sız bitiyorum. “Zaman geçse” diyorum… Zaman geçiyor fakat ben yerimde hala uygun adım yaşıyorum. Bu ateşte bereket var! Taze yürekli, hanım efendi, sade bir kış renginde bu bahar. Turkuaz rengi dalgalar neşeyle bahçemize yamansınlar. Tek celsede boşansın bu acılar ! Turkuaz dalgaların ellerinden tuttuğun gibi vur yüzünü kışa… Ateşe dön sonra yüzünü, korkma! Ateşe değsin sözün… Ateşin söylediklerine ise aldırma… Yoksa yanar iki cümlelik özün… Yokluğuma zincirlenmiş alazlar gibi artık ağrıların, sen gittiğinde ben bitmiştim. Ve varlığın her şeyken bende, dünyanın dimağında yok oluştun en fazla… Sağır ve kör bir gezegende Etrafındakiler senin “için” için ağlar diye düşünme… Herkes hangi yöne yönelttiyse acılarını sen de kaderi düzeltme. Aklındaki oyun oynuyor sana, kalbindeki nasırlaştırıyor seni… bırak aklındaki oyun oynasın sana... bırak kalbin nasırlaştırsın seni… bir düşün geçmişi, senden önce bu yolları geçenleri, hangisi sen kadar sefil, hangisi sen kadar ağlak bir ketum… Bu sonu ben yaz(a)madım; bıraktım size… Yalnızlığıma yordum içimde türlü karmaşalar, deliliğe vurdum yer altında toplu intiharlar… Yüzümü ikiye böl; Birine ağla, diğerine söv! gülaysağlıcak 11.10.2008
|