(ya)saklı maviler

1/7/2006 - GiDeLiM BuRaLaRDaN

 

 

 

    GİDELİM BURALARDAN...

 

Kıyısında bir yerindeyim hayatın, çırpınıp durduğum su parçası betondan kentmiş meğer; kollarım her kulaçta kanıyor... Her bulduğumda mutluluğu ya kayıp düşüyor ya da elimden alınıyor. Ve ben bu oyundan her defasında çıkarılıyorum.   

 

Acıtıyor bu gelgitler... Acıtıyor canımı... Yürüyorum... Hiç durmadan soluk soluğa yürüyorum... Ardıma bir baksam parçalanır; paramparça olurum.

 

Bana sorarsanız, her şeyi olduğu yerde bırakıp GİDELİM BURALARDAN... Tutuşan bedenimizi yadigar bırakıp hayata; gitmeliyiz...

 

Benim dünya üzerinde bir damla mutluluğum yok. Zaten hiç olmadı. Çok gördüler... Her elimi uzattığımda kollarımı kestiler, canımı acıttılar. Şimdi kan akıtan bedenime tek bir çarem yok. Diyorum ki; GİDELİM BURALARDAN...

 

İnanmıyorum artık hiçbir söze, yer yüzünde ki hiçbir sevdaya inanmıyorum. Herkes bir sahte oyun peşinde. Sonra hepimiz bu sahteliği alkışlıyoruz, buna inanmak yalan da olsa hoşumuza gidiyor çünkü... Biz yalanı ne çok sevdik... Herkes bin pişman yüreklerle baş etmeye çalışıyor; ki çoğu kez eline yüzüne bulaştırıyor...

 

Emanetlere ihanet edeli çok olmuş. Biz artık biz değiliz... Ben artık ben değilim... Hepimiz yüreğimize batan cam kırıklarını temizlemeye çalışıyoruz. Yabancıyız bu kalabalıkta kendimize. Kimse kalmamış yüreklerde... Herkes elini eteğini çekip gitmiş, nedensizce...

 

Aynalarla yüzleşmekten korkuyorum artık. Bana gülümseyen bir yabancı var aynamda. Ben değilim o...

 

Oldukça uzak bir yerindeyim bu hayatın. Uzaktan bakıyorum sevdalara. Uzaktan bakıyorum gittikçe yaşlanan bedenime. Gülüp geçiyorum; her elimden düşüşünde daha da ufalan minicik kalan zavallı düşlerime... Bıkmadan usanmadan – belki bir şeyler yapabilirim kaygısıyla – eğilip yerden toplayışıma, hatta yeni bir düşe sarılmama; oturup gülüyorum. Çıkıp çıkıp merdivenleri ayağımın her kayışında yere çakılmalarıma, her kanatlanışımda kanatlarımın küçük bir sapanla yara almasına; gülüyorum...

 

Anlıyorum ki bu çabalar boşuna... En iyisi her şeyi olduğu yerde bırakıp, her şeyi dağınık bırakıp, hiçbir toplama girişimi göstermeden GİTMELİ... Düşümde ki yolu olmayan, küçük vadilerle dolu dünyama...

 

Ben gidiyorum o zaman... Bu sahte dünya sizin olmalı, benim yerim yok burada. Ben gidiyorum diyorum ama henüz yer yüzüne inerken imzaladığım senedin vaadesi dolmamış. Diyorlar ki bekle... Ne mümkün? Sabrım kalamadı... Firarım yakındır...

 

DİYORUM Kİ ARTIK:

 

GİDELİM BURALARDAAAANNNNN...

 

 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

3/7/2006 - davet

Yazan: genius
sevgili arkadaşım şiirleri gördüm bu işe meraklısın galiba. Güzel ve itina ile seçilmiş. Bu tür yazı ve şiirlerini bizim sitemizde paylaşmanı istiyoruz.
Eger sitemizde görev almak istersen
genius-tr@hotmail.com adresine veya sitede özel mesaj atarak bize ulaşmanızı rica ediyorum.
www.harbiboard.com
Bağlantı

1/7/2006 - canımmın içi

Yazan: Duygu
düşlerindeki dünyan o kadar derin ki,hayatında düşlediğin gibi olsun..

Bağlantı

1/7/2006 - teşekkürler serkan!

Yazan: saglicak
serkan' a yürekten teşekkürler...
bu resmin yapımı ona aittir...:))

Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

kısa bir mucizede bilinmezliklerle sınanıyorduk... biraz seni biraz da beni anlatan bir düş'ün içindeyim... herkes gibi sende düş'eyor beni... kara gün ifşa etti kendini... ağır nefeslerle mühürle beni... sana sustuklarım varsa... işte onlar... şimdi böl geceyi ve hoş buyur (ya)sakladığım "gölge"mdekilere... "gölge"mdekiler mi?.. tastiklenmiş birer göz yaşı sadece...

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv

Kategoriler

Kategori yok

Arkadaşlarım

maviuzlet
sepia17
lessya
bedriadanir
vuslatsizsafak
barkhun
ruzgarr
arzuguven
DuYGuMMM
gunisigi
heyamet
susacakvar
mustafanazif
esvara
gulbera
yanimdaolacaktin
24F
GOKKUSAGIM
sessizyusuf
birdenizkizi
olubirkentinmorgalfabesi
behremm21
zaf
hayalgozluu
nisanmavisi
HuzunLeriNPrenseSi
HeviZayci
kaleminefendileri
uzletizeranu
hakanoguz
kuyuyatasatanlar
OluDusler