(ya)saklı maviler

16/10/2007 - ben... sen... “biz”...

 

 

 

muhtelif yaşlar... mecburi geçit töreni...

 

diri diri gömülmüştü son;bahar,

zahit cümleler anlam buldu yokluğumuzda...

karabasanların bile cesaret edemeyeceği bir kabusla geldin sokaklarıma...

“ateşten geldim, ateşten düştüm” dedin.

yaktın... öyle gittin...

 

bu resimde yok gibisin...

kaç adımda eksilirdim ve kaç adımda tamamlardın beni?..

adımın anlamını eksiltirken, kaç tanımlı bir “sen” çıkarırdım içimden?..

bilseydin...

 

bilmedin...

 

ağır aksak yürüyen bir gece de,

hızla akıp giden bir hayat gördüm ben...

sadece senin gözlerinden geçen...

ve yürümek için bir tek gözlerini seçen...

 

geceden düştüm koynuna...

sarıl bana sıkı sıkıya...

bir jilet yarasıydım,

omzunda kapanmayı umarak düştüm gecene...

şimdiye ne kadar uzaksa; gelecek,

o kadar yakın düştün önceme... / sonrama...

 

sızdın dört duvar kerpiçten, bembeyaz yatağıma...

-sızladım...

gidişini özleyip, gelişine susadım...

“sen istesen de gitmeyendir aşk”...

-imrendim...

ya da “çırpınsan da aynı dörtlükte,

gelmeyendir aşk”...

-korktum...

 

kalenin kilitleri ebruli bir yalnızlıkla örülüydü...

sarayın muhafızları yavan bir kılıçla savaşmaktaydı.

ben, bencilliğimi kuşanıp başkalarının yerine de yaşadım / savaştım.

 

“keşke”lerden düşüp,

yaşama kulaç sallamak kadar cömertçeydi seni sevmek...

kuşatılmasına izin verilmiş mihrabın,

taze kalelerine girmek isteyenimdin...

“dilediğin yanımdan vur şimdi beni”, dedim.

“dilediğin yanımdan sarmala”...

sev beni, avaz avaz sus boşluğunda....

 

suretim sen... g/izim sen... izim sen...

 

bütün ölü sevdalar kıyama durdu karşımızda...

görüyordun...

ant içtiler bir daha kavuşmamak adına.

sen ağladın, onlar kavuştu...

sen sevdin, onlar ağladı...

 

kaç adımda eksilirdim ve kaç adımda tamamlardın beni...

adımın anlamını eksiltirken, kaç tanımlı bir “sen” çıkarırdım içimden?..

 

ya beni sen yapardın saklı bir keyfin içinde...

ya da sensiz bırakırdın, bütün sevdaların dışında...

ben “sen” olurdum...

 

yoksa, şöyle mi demeli?

 

...

 

“biz” olurduk... sadece “biz”...

ne sen kalırdın ardımızda... ne de benim enkaz kırıntılarım...

biz olurduk sadece...

beni senden çıkarsan, seni benden toplasam...

bir “biz” kalırdık geride...

artık ne sen varsın ne de ben...

yalnızca “biz”...

 

ne tam, ne eksik...

 

 

 

 

***

gülay sağlıcak

14.10.07

00.46

 

 

 

 

 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

2008-03-02 04:42:52 - Müthişti...

Yazan: bedriadanir
Kendimden geçerek okudum. Şiirlerinize her an ulaşabilmek için arkadaş listeme ekliyorum sizi. Sevgi ve sayılarımla...
Bağlantı

2007-11-23 22:38:33 - mrb

Yazan: hayalgozluu
yazılarınız çok güzel özelliklede buna bayıldım emeğinize sağlık. devamını dilerim iyi geceler...
Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

kısa bir mucizede bilinmezliklerle sınanıyorduk... biraz seni biraz da beni anlatan bir düş'ün içindeyim... herkes gibi sende düş'eyor beni... kara gün ifşa etti kendini... ağır nefeslerle mühürle beni... sana sustuklarım varsa... işte onlar... şimdi böl geceyi ve hoş buyur (ya)sakladığım "gölge"mdekilere... "gölge"mdekiler mi?.. tastiklenmiş birer göz yaşı sadece...

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv

Kategoriler

Arkadaşlarım

ruzgarr
sessizyusuf
mustafa nazif
duygummm
gokkusagim
gunisigi
heyamet
vuslatsizsafak
Gunay B.
Hasan Karadeniz
esvara
behremm21
bedriadanir
birdenizkizi
huzunlerinprensesi
sepia17
24f
zaf
yanimdaolacaktin
olubirkentinmorgalfabesi
hayalgozluu
maviuzlet
kaleminefendileri
nisanmavisi
lessya
hevizayci