(ya)saklı maviler

13/7/2007 - “aZ KaLDı GüNeŞe !”

 

 

 

 “AZ KALDI GÜNEŞE!”

 

 

Bir ömre sıkıştırıldım!

Ne saçma...

Bir kalbi düşlemiştim oysa...

 

Vermedin ki kalbini, bana sorma!; “yerinde değil mi?”

 

“Gitme !” demedin...

Yakıştı mı bilmiyorum ama şimdi gidiyorum...

 

Ayrılığa susamış aşklar, illaki her tufan üstümüzden geçiyordu;

“aşk... aşk... aşk...”

 

Bir aşk; çırpındıkça “yar”in ellerine değiyordu, ateşten kanatları...

 

İki damla çaldık sadece, mucizenin pençesinden...

Vebali neden ağır oldu?...

 

Ötelerde bir yerde ağıtlar dökülüyor sancılı gönüllerden...

Ağlıyorlar feryat figan, ama kimsesiz...

Kin büyütmüş beşiklerde anneler ...

“Uyudular !” /.../ “Büyüdüler !”

 

Bir ömürde kala kaldım ben...

Çağlayan nef(e)sime feryat ol, yeni galibiyetler tanıt günahına...

 

İçimde çağlayan nehir kurudu,

Vazgeçtim inanmaktan...

Sonumu hazırlamaktan vazgeç(tim)...

 

Şimdi dilediğince alınabilirsin sözlerimden...

Zamandan arta kalan sızıyı kendinde arayabilirsin.

 

Sen ne yazımdın, ne de yazdığım...

 

Kafileler bile bakamadı geçerken yüzüne...

Kurak bir kalbin ortasında açan, şehvetli bir “gül”dün sadece...

Ömrümü dağıttın...

Şimdi her şey ortalıkta ve her şey darmadağınık...

Toplamaya çalıştıkça daha çok öyküme bulaştın.

 

Berbat bir hayalin son hecesine sığ(ın)dım.

Etrafımı sardı yılan kimlikleri...

 

Nef(e)sim yetmedi, bayat bir aşktan soluksuz düş/tüm sa(tırları)na...

Arzulamadım sev(il)meyi, kabul gör(ül)meyi...

Hoyrat tılsımlarında gizledin sen benliğini...

 

Gitmek istedim her bahar, gidemedim...

Acizdim, o kadar aciz ve bir o kadarda sahteydim ki,

 İntiharlarım kabul görmedi.

İstanbul’da aradım günahlarımı ve belki de İstanbul’da bıraktım günahlarımı...

 

Her şey sana kalsın giderken;

Hayatta... Aşkta... Umutta... Acıda... Hatta sende sana...

 

Ayrıca  “üstüm de kalsın”,

Alacağım da yok senden...

Geçmesin yüreğimden haram lokma...

 

Her gecenin bir sabahı vardı,

İşte bu yüzden boylu boyunca açık pencerem,

Korkmuyorum, yalnız hissetmiyorum;

 

 “az kaldı güneşe”...

 

biliyorum...

 

 

 

Gülay Sağlıcak

On üç temmuz iki bin yedi

0n sekiz / otuz sekiz

 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

2007-08-07 15:31:47 - birisi

Yazan: isimsiz
valla ben pek yazamam senin gibi asla yazamam...
ama sana şunu söyliyim ...geleceğini parlak görüyorum senin :)

ilerde olurda ünlü olursan unutma bizi sakın ;)

sen kimsin dersen...kısaca bozocan (maviada kumsalında bir insan:) )

mutluluklar canım...

ve hep böyle güzel yazılar...

Bağlantı

2007-07-14 00:10:10 - uçukmavi........

Yazan: esvara
adı ayrılık!
bir kent kendini vurduğunda başladı
önceleri bir yağmur
sonra bir tufanın gölgesi gibi
tutunamadım ellerine
savruldum örümceklerin ayak izlerinden
karanlık olup düştüm geceye
her gecenin bir sabahı olmalıydı
her yürekte bir açık pencere
sevdim seni ama yetmedi
azaldım az kala güneşe
ve bitti

yüreğine nazar değmesin
GÜLüşünden AY ışığı eksik olmasın SAĞLICAKla kal

eyvallah
Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

kısa bir mucizede bilinmezliklerle sınanıyorduk... biraz seni biraz da beni anlatan bir düş'ün içindeyim... herkes gibi sende düş'eyor beni... kara gün ifşa etti kendini... ağır nefeslerle mühürle beni... sana sustuklarım varsa... işte onlar... şimdi böl geceyi ve hoş buyur (ya)sakladığım "gölge"mdekilere... "gölge"mdekiler mi?.. tastiklenmiş birer göz yaşı sadece...

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv

Kategoriler

Arkadaşlarım

ruzgarr
sessizyusuf
mustafa nazif
duygummm
gokkusagim
gunisigi
heyamet
vuslatsizsafak
Gunay B.
Hasan Karadeniz
esvara
behremm21
bedriadanir
birdenizkizi
huzunlerinprensesi
sepia17
24f
zaf
yanimdaolacaktin
olubirkentinmorgalfabesi
hayalgozluu
maviuzlet
kaleminefendileri
nisanmavisi
lessya
hevizayci